Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım çalışmamızda önce sitenin kaç sayfa olacağına karar verilir; sonra herkesin rahat okuyacağı, güven veren ve bütün hesapları sizin adınıza olan bir site kurulur.
Web Tasarım İşinde Tek Uzun Sayfa mı, Birkaç Ayrı Sayfa mı Seçilmelidir?
Yeni bir site konuşulurken ilk pazarlık çoğu zaman sayfa sayısı üzerinden yapılır; teklifler bile “beş sayfalık”, “on sayfalık” diye adlandırılır. Oysa web tasarım işinde sayfa sayısı bir sonuçtur, başlangıç noktası değildir. Doğru soru şudur: müşteri sizi kaç ayrı şey için arıyor? Bunun cevabı bir ise tek uzun sayfa yetebilir. Dört ise dört ayrı sayfa gerekir.
Tek uzun sayfa, tek işi ve tek adresi olan işletmeye yakışır. Mahallede tek başına çalışan bir terzi, yalnızca döşeme yapan bir usta, tek salonlu bir düğün yeri için yukarıdan aşağı akan bir sayfa yeterlidir: ne yapıyorum, nasıl yapıyorum, örnekler, fiyatı belirleyen şeyler, adres ve telefon. Ziyaretçi telefonda parmağıyla kaydırır, menüde kaybolmaz. Yapımı ve güncel tutması da kolaydır.
Tek sayfanın sınırı aramada ortaya çıkar. Arama motoru bir sayfayı esas olarak tek bir konuyla eşleştirir; başlığı, adresi ve ilk paragrafı o konuyu söyler. Lastik değişimi, rot ayarı, akü ve kışlık lastik saklama işlerini aynı sayfada anlatan bir oto servisi, bu dört aramanın hiçbirinde güçlü görünemez. Dördünü ayrı ayrı arayan dört müşteri de aynı karışık sayfaya düşer.
Bu yüzden kural şöyle konur: insanların ayrı ayrı aradığı her iş için ayrı bir sayfa. Buna her sitede bulunan üç sabit sayfa eklenir: işletmeyi bir bakışta tanıtan anasayfa, kim olduğunuzu anlatan sayfa ve iletişim. Dört hizmeti olan bir servis için bu, yedi sayfa eder. Sayı pazarlıkla değil, hizmetleri saymakla bulunur. Sonradan yeni bir iş eklerseniz sayfası da o gün eklenir.
Ters yöndeki hata da yaygındır: sayfa çoğaltmak. Aynı yazının her ilçe için baştan kopyalandığı sayfalar, içinde üç fotoğraf bulunan “galeri”, yıllardır tek satır eklenmemiş “haberler”, kimsenin okumadığı “vizyon ve misyon” siteyi büyütmez, sulandırır. Menü uzar, ziyaretçi aradığını zor bulur. Boş bir sayfa, hiç olmayan bir sayfadan daha kötüdür; çünkü verdiği sözü tutmaz.
Sayfa listesi çizimden önce çıkarılır. Önce müşterinin yaptığı aramalar yazılır, sonra her aramaya bir sayfa karşılık getirilir, en son bu sayfaların görünüşü tasarlanır. Sıra tersine döndüğünde elde güzel ama boş kutular kalır. Mevcut bir siteniz varsa ücretsiz site taraması, hangi sayfanın eksik, hangisinin fazla olduğunu gösterir. Web tasarım kararının sağlam zemini bu listedir; renk ve yazı tipi ondan sonra konuşulur.
Eldivenli Parmak ve Yorgun Göz Sitenizi Rahatça Kullanabiliyor mu?
Ocak sabahı, otogarda bekleyen biri eldivenini çıkarmadan telefonuna bakıyor. Sitenizdeki “hemen ara” yazısı mercimek tanesi kadar; parmağı her seferinde yanındaki bağlantıya değiyor. İki denemeden sonra telefonu cebine koyuyor. Aynı gün, gözlüğünü evde unutmuş yaşlı bir müşteri soluk gri yazınızı okumaya çalışıp vazgeçiyor. İkisi de sizi arayacaktı. Sitenin güzel görünmesi ile kullanılabilmesi aynı şey değildir.
İlk ölçü yazı boyudur. Telefonda bir paragraf, ekranı iki parmakla büyütmeden ve kol mesafesinden okunabilmelidir. Satırlar birbirine yapışmamalı, paragraflar kısa tutulmalıdır. Küçük yazı tasarımda zarif durur, ama o zarafeti yalnızca genç ve dinlenmiş gözler görür. Okuyamayan ziyaretçi şikâyet etmez, sessizce çıkar. Yazıyı bir boy büyütmek hiçbir şey kaybettirmez; okuyabilen ziyaretçilerin sayısını ise artırır.
İkinci ölçü karşıtlıktır, yani yazı rengi ile zemin rengi arasındaki fark. Beyaz üstüne açık gri yazı, tasarımcının loş odadaki ekranında hoş görünür. Aynı sayfa, karın güneşi geri yansıttığı bir öğle vakti sokakta açıldığında neredeyse görünmez olur. Koyu yazı ve açık zemin her koşulda okunur. Bir de renk tek başına anlam taşımamalıdır: “kırmızı olanlar dolu” gibi bir bilgi ayrıca yazıyla da verilir.
Üçüncü ölçü düğmelerdir. Dokunulacak her şey bir parmak ucu kadar yer kaplamalı ve komşusundan parmak sığacak kadar uzak durmalıdır. Telefon numarası düz yazı değil, dokununca aramayı başlatan bir düğme olmalıdır. En çok kullanılan düğmeler ekranın alt yarısında, başparmağın uzandığı yerde durur; çünkü insanlar telefonu çoğu zaman tek elle tutar. Öteki elde poşet, çanta ya da bir çocuğun eli vardır.
Formlar ayrı bir sınavdır. Soğukta ya da ayakta doldurulan bir formda her fazla alan bir vazgeçme nedenidir; isim, numara ve birkaç kelimelik açıklama çoğu iş için yeter. Alanlar büyük olmalı, ne yazılacağı kutunun içinde değil üstünde durmalıdır. Telefon alanına gelindiğinde ekrana rakam tuşları çıkmalıdır. Hata olduğunda “geçersiz giriş” demek yetmez; neyin eksik kaldığı açıkça söylenir.
Bu ölçüler yalnızca yaşlılar ya da görme güçlüğü çekenler için konmaz. Acelesi olan, eli dolu olan, güneşte duran, yorgun olan herkes aynı kolaylıktan yararlanır. Arama motoru da açık başlıkları, yazı olarak girilmiş bilgiyi ve düzgün etiketlenmiş düğmeleri daha iyi okur. Web tasarım çalışmasında sayfalar bu yüzden masada değil, gerçek telefonlarda ve mümkünse dışarıda, gün ışığında denenir.
Güven Veren Sayfada Hangi Bilgiler ve Hangi Fotoğraflar Bulunur?
Küçük bir şehirde müşterilerinizin çoğu sizi yüzünüzden tanır; dükkânı, babanızı, ustanızı bilir. Aramadan gelen müşteri ise sizi tanımaz. Şehre bu yıl gelmiş bir doktor, üniversiteyi kazanan öğrencinin ailesi, sınır kapısından alışverişe gelen ziyaretçi kimseye soramaz; elinde yalnızca siteniz vardır. Sitedeki bir sayfanın işi, tanıdığın yerini tutmaktır: karşısındakinin gerçek, bulunabilir ve hesap sorulabilir biri olduğunu göstermek.
Bu sayfa önce kim olduğunuzu söyler: işi yürüten kişinin adı, işe nasıl başlandığı, bugün neyin yapılıp neyin yapılmadığı. Üç dört yalın cümle yeter. “Müşteri memnuniyeti önceliğimizdir” gibi her sitede bulunan cümleler bir şey kanıtlamaz; okuyan onları atlar. “Dükkânı babamdan devraldım, yalnızca büyükbaş kesimi yaparım, toptan satışım yoktur” cümlesi ise hem tanıtır hem yanlış müşterinin boşuna aramasını önler.
Ardından fotoğraflar gelir ve hepsi gerçek olmalıdır. Dükkânın sokaktan görünüşü, müşterinin kapıyı bulmasına da yarar. Tezgâh, atölye, üzerinde adınız yazan araç, işin başındaki siz ve çalışanlarınız: bunlar telefonla çekilmiş olsa bile hazır fotoğraf sitelerinden alınmış kusursuz karelerden daha inandırıcıdır. Kulaklıklı, gülümseyen yabancı bir yüz sayfanın tepesinde durduğunda, ziyaretçi sitenin geri kalanına da aynı kuşkuyla bakar.
Üçüncü parça doğrulanabilir adrestir. Sokak ve kapı numarasıyla yazılmış açık adres, Google Haritalar kaydındakiyle harfi harfine aynı olmalıdır. Yanında cevap verilen bir telefon, açık olduğunuz saatler, bağlı olduğunuz meslek odası ve varsa yetki belgeleri durur. “Ağrı merkez” demek adres vermek değildir. Adresini yazmaktan kaçınan bir işletme, niyeti ne olursa olsun, saklanacak bir şeyi varmış izlenimi bırakır.
Dördüncü parça başkalarının sözüdür. Gerçek müşterilerin yorumları, nereden alındığı belirtilerek ve yazanın izniyle konur. Bitirilmiş işlerin fotoğrafları, teslim edilen bir mutfağın ya da onarılan bir aracın önceki ve sonraki hâli, uzun övgü cümlelerinden daha çok şey söyler. Uydurma yorum yazılmaz; okuyan kişi kalıp cümleyi tanır. Az ama gerçek üç yorum, parlak ama kaynağı belirsiz otuz yorumdan iyidir.
Bu sayfa menüde açıkça görünmeli, her sayfanın altından da ulaşılabilmelidir. Arama motoru da bir işletmenin gerçekliğini benzer işaretlerle tartar: ad, adres ve telefon sitede, harita kaydında ve rehberlerde aynı mı yazıyor? Web tasarım sırasında bu bilgiler tek bir yerden beslenecek biçimde kurulur; numara değiştiğinde bir kez düzeltilir, bütün sayfalarda birden değişir. Tutarsız bilgi, güvenin en çabuk bozulduğu yerdir.
Hazır Kurucuyla Açılan Sitede ve Size Özel Kurulanda Neyin Sahibi Olursunuz?
Bir siteye iki yoldan sahip olunur. Birincisi hazır site kurucudur: aylık ya da yıllık ücretle kullanılan, hazır kalıplardan birini seçip yazılarınızı yerleştirdiğiniz bir hizmet. İkincisi sitenin sizin için, sizin barındırma hesabınızda kurulmasıdır. İkisinden de düzgün bir site çıkabilir. Aralarındaki fark sitenin açıldığı gün değil, bir şeyi değiştirmek ya da ayrılmak istediğiniz gün anlaşılır.
Hazır kurucunun iyi yanları gerçektir. Teknik bilgi istemez, kısa sürede yayına alır, güncelleme ve güvenlik işlerini hizmetin kendisi üstlenir. Yeni açılmış, henüz ne kadar iş geleceğini bilmeyen bir işletme için akla yatkın bir başlangıçtır. Tek sayfalık sade bir tanıtım için de çoğu zaman yeter. Bu yolu seçen yanlış yapmış olmaz; yanlış olan, neyi kiraladığını bilmeden yıllarca içinde kalmaktır.
Çünkü hazır kurucuda sahip olduğunuz şeyler sınırlıdır. Yazılarınız ve fotoğraflarınız sizindir; yeter ki asıllarını kendi bilgisayarınızda saklamış olun. Alan adı, yani sitenizin internetteki adı, sizin adınıza kaydedildiyse sizindir. Tasarım, sayfa düzeni ve sitenin çalıştığı sistem ise hizmete aittir; başka yere götürülemez. Ödemeyi kestiğinizde site kapanır. Taşınmak, çoğu zaman siteyi başka bir yerde baştan kurmak demektir.
Size özel kurulan sitede tablo değişir. Site, herkesin kullanabildiği yaygın bir yazılımla, sizin adınıza açılmış barındırma hesabında, yani dosyaların durduğu kiralık yerde kurulur. Dosyalar, yazılar, fotoğraflar ve tasarım birlikte taşınabilir; barındırma firmasını da, birlikte çalıştığınız ekibi de değiştirebilirsiniz. Karşılığında bir yük gelir: sitenin yazılımı yenilenecek, kopyası düzenli saklanacak, saldırılara karşı gözetilecektir. Bu bakımı ya siz yaparsınız ya da yapacak birini bulursunuz.
Hangisinin size uyduğunu sitenin işinizdeki yeri belirler. Müşterinin çoğu tavsiyeyle geliyorsa ve site yalnızca adres ile telefonu gösterecekse hazır kurucu yeterlidir. Aramadan müşteri bekliyorsanız, hizmet sayfalarını çoğaltacaksanız, hızı ve sayfa yapısını ince ayarlamak gerekecekse size özel kurulan site daha uzun yol gider. Hazır kurucuların bir bölümü bu ayarlara izin verir, bir bölümü vermez; karar vermeden önce sormak gerekir.
Hangi yolu seçerseniz seçin, üç şey sizin adınıza olmalıdır: alan adının kaydı, sitenin durduğu hesabın girişi ve yazı ile fotoğrafların birer kopyası. Bunlar başkasının e-postasına bağlıysa site kâğıt üzerinde sizin, gerçekte onundur. Web tasarım işinin sonunda elinizde bir görüntü değil, bu üç anahtar bulunmalıdır. Bizde yazıyı, tasarımı ve yazılımı aynı ekip yürütür; mevcut sitenizin hangi yolda olduğunu ücretsiz site taraması gösterir.
Tek sayfalık bir site aramalarda birden fazla hizmetle görünebilir mi?
Zor görünür. Arama motoru bir sayfayı çoğunlukla tek bir konuyla eşleştirir; tek sayfa en iyi ihtimalle ana işinizde öne çıkar. Ayrı ayrı aranan her hizmet için ayrı bir sayfa açmak, o aramalarda görünmenin ön koşuludur.
Yazıları büyütmek sitemi kaba ve eski göstermez mi?
Göstermez. Eski gösteren şey sıkışık satırlar ve küçük yazıdır. Okunaklı boyda, satır aralığı geniş ve paragrafları kısa bir sayfa hem derli toplu durur hem her yaştan ziyaretçi tarafından sonuna kadar okunur. Zarafet boyda değil, boşlukta saklıdır.
Dükkânım kiralık ve taşınabilirim; siteye yine de açık adres yazmalı mıyım?
Yazmalısınız. Bugün doğrulanabilen bir adres, hiç yazılmamış bir adresten her zaman değerlidir. Taşındığınız gün adresi sitede ve harita kaydında birlikte güncellemek yeter; eski adresin başka rehberlerde kalıp kalmadığı da ayrıca gözden geçirilir.
Hazır kurucudaki sitemin ödemesini bırakırsam elimde ne kalır?
Site yayından kalkar; tasarım ve sayfa düzeni hizmette kalır. Kopyasını sakladıysanız yazılarınız ve fotoğraflarınız, sizin adınıza kayıtlıysa alan adınız sizde kalır. Bu yüzden ödemeyi kesmeden önce içeriğin kopyasını almak ve alan adı kaydının kimde olduğuna bakmak gerekir.